
Tatilin 3. günüydü sanırım. Otelin saunasına girdim. Üç beş kişi vardı girdiğimde. Sıcağa dayanma limitini dolduranlar çıktı. İçerde bi ben kaldım bir de iri yarı suratı uzakdoğululara benzeyen bi adam kaldı. Adam ayağa kalktı bana doğru geldi. O an ben de bir tırsma başladı. Zaten sıcaktan terliyodum daha bir terlemeye başladım. Kalbim hızla çarpıyo. Lan dedim şimdi bu adam bana saldırsa naparım. Kapıdan mı kaçsam çığlık mı atsam diyorum. Adam hala suratıma bakıp bişiler söylüyo. Anlamadığım gibi hangi dil olduğunuda hiç kestiremiyorum. Korku içinde sadece "i m Türk" diyebildim. Saunada soba gibi bişi var. Üstünde de taşlar. yanındada bi tas var. Adam tası gösterdi. Köze su döküyüm mü dediğini tahmin ettim. ok dedim. Adam da mentollü sudan döktü bolcana. Ama benim kalbim hala çarpıyo sıcağın ve korkunun etkisiyle...daha fazla dayanamadım ordan çıktım kendimi Türk hamamına attım.
Bir gün hazırlandım akşam yemeğine iniyorum. Akşam yemekleri otelde havuz başında yeniyor. Tam çıktım baktım karşıdan 65-70 yaşlarında zayıf, saçlarını atkuyruğu bağlamış, taktığı kocaman gözlüklerle Aysel Gürel e benzeyen bi kadın geliyor. Kucağında da kocaman deniz yatağı. Döner kapıya yatakla beraber girmeye çalışıyo, yatak sıkışıyo. Kendi giriyo yatak dışarıda kalıyo, yatağı sokuyo kendi dışarıda kalıyo, tutamadım kendimi gülme krizim tuttu. Bana döndü nası girecem dedi. Yandaki normal kapıyı gösterdim:) Aynı hatun aqua parkta kaydıraktan kocaman şapkasıyla kayıyodu. Sonra kendi bir tarafa düşüyo, şapka bi tarafa şapkasını arıyo:)
Başka bir gün şezlongtayım havuza girmeye hazırlanıyorum. Yanımdaki şezlongta kara denebilecek kadar esmer bi adam var. Suratı da hintlilere benziyor ki konuşunca Türk olduğunu anladım. Havuzda bi kadına sesleniyo el falan sallıyo. Dedim şimdi sevgilisi gelecek. Denizden bi deniz anası çıktı geldi. evet evet deniz anası...60 yaşlarında heryanı sarkmış buruşmuş...adam gençti ama en fazla 30 dur. Sırtını döndü adamın kucağına oturdu. Adamın abaza olduğunu o an anladım. Kadının mayosunu kaldırıp buruşuk memelerine bakmaya çalışıyodu. Kadında o kadan mutluyumki o kadan mutluyumki, hayatımda hiç bu kadar mutlu olmadım diyodu. Bi ara adam bundan sonra noolacak dedi.Kadın aynen devam edecek dedi. Ben yakınımda olan bu muhabbetten rahatsız oldum, içecek bişi almaya gittim. Döndüğümde yoklardı, muhtemelen yatak odasına çıkmışlardır. Tahminim yaşlı zengin kadın genç sevgili bulup tatile getirmiş...
Otelin fitness solonuda olduğunu duyunca oraya indim. Baktım 6-7 yaşlarında Alman çocukları koşu bandına biniyo, aletleri kullanıyo. Bi adamda 100 kg civarında ağırlık kaldırdı gözümün önünde. Ben Alman çocukları seyrederken çocuk benimde koşu bandında koşmak istediğimi düşündü, oysa ben yürümek istiyordum...Aleti ayarladı. Benim aletin çalışmasıyla ilgili en ufak fikrim yok kendi kendime söyleniyodum start nerdeki diye. Çocuk çalıştırdı ben yürümeye başladım... yürürüm yürüdüm derken bant hızlanmaya başladı.koşuyorum koşuyorum yetişemiyorum, resmen tepiniyorum aletin üstünde...derken gülme krizim tuttu. Dedim Recep İvediğe benzedim. Alet iyice hızlandı ben bi yandan gülüyorum bi yandan tepiniyorum. Çocuk yardımıma yetişti. Aleti durdurdu.
Yabancılar çocuklarını çok yönlü yetiştiriyorlar. Bir sürü yabancı çocuk, animasyon gösterilerinde sahneye çıktı dans etti, bildiğin profesyonel danscı gibi, gösteriler yaptı. Bunun sonucu büyüdüklerinde de daha özgüvenleri yüksek oluyo. Animasyonlara gönüllü çıkanlar hep yabancılardı. Türk çocukları ya da yetişkinleri sahneye çıkamıyo çıksalarda eğlenemiyolar. Ancak toplu yapılan şeylere dans ya da jimlastik gibi, katılıyolar. Buna benzer bir kaç gözlemim daha oldu. Toplumumuzun ne kadar baskıcı olduğuyla bir kez daha yüzleştim. Üzüldüm blog.


