14 Temmuz 2010 Çarşamba

Tatilden kısa kısa


Tatilin 3. günüydü sanırım. Otelin saunasına girdim. Üç beş kişi vardı girdiğimde. Sıcağa dayanma limitini dolduranlar çıktı. İçerde bi ben kaldım bir de iri yarı suratı uzakdoğululara benzeyen bi adam kaldı. Adam ayağa kalktı bana doğru geldi. O an ben de bir tırsma başladı. Zaten sıcaktan terliyodum daha bir terlemeye başladım. Kalbim hızla çarpıyo. Lan dedim şimdi bu adam bana saldırsa naparım. Kapıdan mı kaçsam çığlık mı atsam diyorum. Adam hala suratıma bakıp bişiler söylüyo. Anlamadığım gibi hangi dil olduğunuda hiç kestiremiyorum. Korku içinde sadece "i m Türk" diyebildim. Saunada soba gibi bişi var. Üstünde de taşlar. yanındada bi tas var. Adam tası gösterdi. Köze su döküyüm mü dediğini tahmin ettim. ok dedim. Adam da mentollü sudan döktü bolcana. Ama benim kalbim hala çarpıyo sıcağın ve korkunun etkisiyle...daha fazla dayanamadım ordan çıktım kendimi Türk hamamına attım.

Bir gün hazırlandım akşam yemeğine iniyorum. Akşam yemekleri otelde havuz başında yeniyor. Tam çıktım baktım karşıdan 65-70 yaşlarında zayıf, saçlarını atkuyruğu bağlamış, taktığı kocaman gözlüklerle Aysel Gürel e benzeyen bi kadın geliyor. Kucağında da kocaman deniz yatağı. Döner kapıya yatakla beraber girmeye çalışıyo, yatak sıkışıyo. Kendi giriyo yatak dışarıda kalıyo, yatağı sokuyo kendi dışarıda kalıyo, tutamadım kendimi gülme krizim tuttu. Bana döndü nası girecem dedi. Yandaki normal kapıyı gösterdim:) Aynı hatun aqua parkta kaydıraktan kocaman şapkasıyla kayıyodu. Sonra kendi bir tarafa düşüyo, şapka bi tarafa şapkasını arıyo:)

Başka bir gün şezlongtayım havuza girmeye hazırlanıyorum. Yanımdaki şezlongta kara denebilecek kadar esmer bi adam var. Suratı da hintlilere benziyor ki konuşunca Türk olduğunu anladım. Havuzda bi kadına sesleniyo el falan sallıyo. Dedim şimdi sevgilisi gelecek. Denizden bi deniz anası çıktı geldi. evet evet deniz anası...60 yaşlarında heryanı sarkmış buruşmuş...adam gençti ama en fazla 30 dur. Sırtını döndü adamın kucağına oturdu. Adamın abaza olduğunu o an anladım. Kadının mayosunu kaldırıp buruşuk memelerine bakmaya çalışıyodu. Kadında o kadan mutluyumki o kadan mutluyumki, hayatımda hiç bu kadar mutlu olmadım diyodu. Bi ara adam bundan sonra noolacak dedi.Kadın aynen devam edecek dedi. Ben yakınımda olan bu muhabbetten rahatsız oldum, içecek bişi almaya gittim. Döndüğümde yoklardı, muhtemelen yatak odasına çıkmışlardır. Tahminim yaşlı zengin kadın genç sevgili bulup tatile getirmiş...

Otelin fitness solonuda olduğunu duyunca oraya indim. Baktım 6-7 yaşlarında Alman çocukları koşu bandına biniyo, aletleri kullanıyo. Bi adamda 100 kg civarında ağırlık kaldırdı gözümün önünde. Ben Alman çocukları seyrederken çocuk benimde koşu bandında koşmak istediğimi düşündü, oysa ben yürümek istiyordum...Aleti ayarladı. Benim aletin çalışmasıyla ilgili en ufak fikrim yok kendi kendime söyleniyodum start nerdeki diye. Çocuk çalıştırdı ben yürümeye başladım... yürürüm yürüdüm derken bant hızlanmaya başladı.koşuyorum koşuyorum yetişemiyorum, resmen tepiniyorum aletin üstünde...derken gülme krizim tuttu. Dedim Recep İvediğe benzedim. Alet iyice hızlandı ben bi yandan gülüyorum bi yandan tepiniyorum. Çocuk yardımıma yetişti. Aleti durdurdu.

Yabancılar çocuklarını çok yönlü yetiştiriyorlar. Bir sürü yabancı çocuk, animasyon gösterilerinde sahneye çıktı dans etti, bildiğin profesyonel danscı gibi, gösteriler yaptı. Bunun sonucu büyüdüklerinde de daha özgüvenleri yüksek oluyo. Animasyonlara gönüllü çıkanlar hep yabancılardı. Türk çocukları ya da yetişkinleri sahneye çıkamıyo çıksalarda eğlenemiyolar. Ancak toplu yapılan şeylere dans ya da jimlastik gibi, katılıyolar. Buna benzer bir kaç gözlemim daha oldu. Toplumumuzun ne kadar baskıcı olduğuyla bir kez daha yüzleştim. Üzüldüm blog.

6 Temmuz 2010 Salı

En büyük bedduam "İstenmeyen tüylerin artsın."

Beklenen gün geldi.Bu gece yola çıkıyorum. Tatil için kafamda herşeyi planladım hatta liste de yaptım. Ama düşündüklerim fiile dönüşmedi henüz. Herşey ortalıkta. Akşam hazırlıklarımı tamamlarım. Bir ay öncesinden neler alacağımı düşündüm. Her akşam için farklı bir elbise giymeliyim dedim. Sonra elbiseye uygun ayakkabı, takı herşey eksiksiz olmalı. sonuç olarak düşündüklerimin küçük bir bölümünü aldım. Elbiselere baktım kimini beğenmediğimden kimini pahalı bulduğumdan almadım. Gittiğim yerden alırım diye de düşündüm. Bu düşüncemde visa kartın hesap kesiminin yarın olmasınında etkisi var. 5 yıldızlı otele tatile giderken elbise almak için visa kartın hesap kesim tarihini beklemem tezat oluşturuyor tabi. Bunun nedeni ne olabilir acep, ya cimriyim ya da temkinli... Temkinli diyelim. (yazının bundan sonraki bölümünü ben kadınların istenmeyen tüy muhabbetini sevmem diyenler okumasın. Nano teknolojideki son gelişmeleri okuyun, başka bişi okuyun...)
Tamamladığım hazırlıklardan biride ağda. Bütün kış ağdasını dışarda yaptıran ben tatil öncesi evde yapmaya kalkıştım. 2 saat sürdü. Havanın sıcaklığı ve terlemem nedeniyle ağda çürüdü. Vıcık vıcık oldu. Hatta bazı yerleri yıkayıp kurulayıp yeniden yaptım. Hızımı alamadım. Ağdadan sonra üstünden bir de epilatörle geçtim. Nası yoruldum anlatamam. Sabah uyandığımda boğazım ağrıyodu. Bu yorucu tecrübeden sonra evde ağda yapmamaya karar verdim.




Hala googlede çıkmıyorum. Teessüf ederim google. Haydi burada bir sinerji oluşturalım. Hep beraber bloğumun googlede çıktığını düşünelim. Evrene mesaj gönderelim. İstersek olur bence:)

1 Temmuz 2010 Perşembe

Yanardağ Etkisi

Hava sıcaklığı mevsim normallerinin altında gidiyor ve sık sık yağmurlar yağıyor. Bunun nedenini düşünürken kendimce bir beyin fırtınası yaptım. Fırtına beni aldı taa İzlanda daki yanardağ patlamasına götürdü.

Hava durumundaki anormal seyri bu patlamayla ilişkilendirdim. Şöyleki; bilindiği üzere dünyanın katmanlarından biri de magma tabakası. Isısı ya da kalınlığı gibi rakamsal bilgilere girmeyeceğim. Bu yüksek ısıdaki katmandan yanardağ patlaması nedeniyle lavlar püskürdü ve magmanın bir bölümü yeryüzüne çıktı.Patlamanın olduğu ilk günler hava oldukça sıcaktı. Bunun nedeni lavların ortamı ısıtmasıydı.Bu geçici sıcaklığı düşürmek için yağışlar arttı. Sonrasında lavların bir miktarının yeryüzüne çıkmasıyla magmanın ısısı bir miktar düştü. Yerküre soğudu. Küresel ısınmanın önüne geçilmiş oldu.
Ne yani olamaz mı. Afrikada kanat çırpan kelebeğin Amerika da Kasırgaya neden olacağına inanıyorsun da benim yanardağ etkisine mi inanmıyorsun.

Not:Hakikatında insanlarında iki yüzü vardır. Yukardaki yazıyla alakalı değil. Okuduğum bir kitapta altını çizdiğim cümleyi burayada aktarayım dedim.